Yüklenicinin iş programında belirtilen sürelere uymadığı, işe zamanında başlamadığı ortada ve bu gerekçe ile sözleşmenin feshedilmesi haklı iken, kalan sürede işin tamamlanabileceği gerekçesi ile davanın kabulü mümkün değildir.
Yüklenicinin % 95 seviyesinin altında işi tamamladığı anlaşılır ise, davalının sözleşmeyi haklı feshettiği gözetilerek gecikme cezası isteminin ifaya ekli nitelikte olması nedeniyle reddine, fesih kesin hesabı çıkartılarak teminatın cezai şart niteliğinde olduğu gözetilmelidir.
İhale konusu işte 110 gün süre verilmesine karşın, sözleşmenin feshi için bir 10 gün daha süre verilmesini beklemek Medeni Kanunun 2 nci maddesine aykırılık teşkil edeceğinden, fesih haklı olup, alacak davasının tümden reddi gerekir.
Yemek ihalelerinde, iş yerinin hijyenik koşullara uymaması, menşei belli olmayan ve süresi geçmiş malzeme kullanması, 7666 öğrencinin sağlığını ilgilendiren bir hususta büyük oranda güven sarsıcı olup böyle bir imalâthaneden sağlıklı yemek üretilmesi beklenilemeyeceğinden ceza yerine sözleşmenin feshedilmesinde sakınca bulunmamaktadır, menfi zarar istenebilir.
İki bilirkişi raporu arasında yüklenicinin fesih tarihinde kadar tamamladığı işin miktarının belirlenmesi ve hesaplama yöntemi bakımından önemli ölçüde çelişki bulunduğundan bu çelişkinin giderilmesi için mahkemece yeniden görevlendirilecek bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırılması gerekir.
Danıştay kararı ile yüklenicinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu belirlenmiş olup, verilen bu karar taraflar açısından kuvvetli delil teşkil eder. Bu sebeple adli mahkemece fesihte idarenin kusurlu bulunarak hükme varılması doğru değildir.
İdarenin 20 gün süreli ihtarına rağmen işe başlamayan yüklenicinin teminatının gelir kaydedilerek sözleşmenin feshedilmesinde mevzuata aykırılık yoktur.
Yüklenici kazı için şartname dışında alternatif metodlar önerebileceği, işin sözleşmeye uygun biçimde süresinde tamamlanabilmesinin sorumluluğunun yükleniciye ait olacağı, yüklenici tarafından ileri sürülen tüm alternatif metod önerilerinin idareye hiçbir maliyete yol açmayacağı sözleşmede hüküm altına alınmış olduğundan yüklenici, idarenin konvansiyonel kazı yerine makineyle kazı yaptığı için ilave bedel talebine bulunamaz. Bu nedenle idare zamanında tamamlanmayan işi feshetmede haklıdır.
Yer teslimi konusundaki tahammül ve makul bekleme süresi aşıldığından davacı yüklenici sözleşmenin feshini talep etmekte haklıdır. Bu sebeple mahkemece sözleşmenin feshine ve kesin teminatın iadesine karar verilmelidir.
İş sahibi idarenin kusuru ile sözleşmenin feshedildiği hallerde, başka işlerle ilgili yatırım yapılamaması ve başka bir işten kazanç elde edilememesi sebepleriyle uğranılan zararlar, mahrum kalınan kar ve şantiye, personel ve malzeme giderlerinden hangileri ödenecektir?
Yüklenicinin iş programında belirtilen sürelere uymadığı, işe zamanında başlamadığı ortada ve bu gerekçe ile sözleşmenin feshedilmesi haklı iken, kalan sürede işin tamamlanabileceği gerekçesi ile davanın kabulü mümkün değildir.
Yüklenicinin % 95 seviyesinin altında işi tamamladığı anlaşılır ise, davalının sözleşmeyi haklı feshettiği gözetilerek gecikme cezası isteminin ifaya ekli nitelikte olması nedeniyle reddine, fesih kesin hesabı çıkartılarak teminatın cezai şart niteliğinde olduğu gözetilmelidir.
Kesinleşen idare mahkemesi kararıyla davalı iş sahibinin sözleşmeyi feshetmekte ve teminat mektubunu irat kaydetmekte haklı olduğu anlaşılmaktadır.
İhale konusu işte 110 gün süre verilmesine karşın, sözleşmenin feshi için bir 10 gün daha süre verilmesini beklemek Medeni Kanunun 2 nci maddesine aykırılık teşkil edeceğinden, fesih haklı olup, alacak davasının tümden reddi gerekir.
Yemek ihalelerinde, iş yerinin hijyenik koşullara uymaması, menşei belli olmayan ve süresi geçmiş malzeme kullanması, 7666 öğrencinin sağlığını ilgilendiren bir hususta büyük oranda güven sarsıcı olup böyle bir imalâthaneden sağlıklı yemek üretilmesi beklenilemeyeceğinden ceza yerine sözleşmenin feshedilmesinde sakınca bulunmamaktadır, menfi zarar istenebilir.
İki bilirkişi raporu arasında yüklenicinin fesih tarihinde kadar tamamladığı işin miktarının belirlenmesi ve hesaplama yöntemi bakımından önemli ölçüde çelişki bulunduğundan bu çelişkinin giderilmesi için mahkemece yeniden görevlendirilecek bilirkişi aracılığıyla tekrar inceleme yaptırılması gerekir.
Danıştay kararı ile yüklenicinin sözleşmenin feshinde haksız olduğu belirlenmiş olup, verilen bu karar taraflar açısından kuvvetli delil teşkil eder. Bu sebeple adli mahkemece fesihte idarenin kusurlu bulunarak hükme varılması doğru değildir.
Fesih halinde ihzaratın bedelinin hakedişe girdiği tarihteki fiyatlar üzerinden ödenmesi gerektiği.
İdarenin 20 gün süreli ihtarına rağmen işe başlamayan yüklenicinin teminatının gelir kaydedilerek sözleşmenin feshedilmesinde mevzuata aykırılık yoktur.
Yüklenici kazı için şartname dışında alternatif metodlar önerebileceği, işin sözleşmeye uygun biçimde süresinde tamamlanabilmesinin sorumluluğunun yükleniciye ait olacağı, yüklenici tarafından ileri sürülen tüm alternatif metod önerilerinin idareye hiçbir maliyete yol açmayacağı sözleşmede hüküm altına alınmış olduğundan yüklenici, idarenin konvansiyonel kazı yerine makineyle kazı yaptığı için ilave bedel talebine bulunamaz. Bu nedenle idare zamanında tamamlanmayan işi feshetmede haklıdır.
Yer teslimi konusundaki tahammül ve makul bekleme süresi aşıldığından davacı yüklenici sözleşmenin feshini talep etmekte haklıdır. Bu sebeple mahkemece sözleşmenin feshine ve kesin teminatın iadesine karar verilmelidir.
İş sahibi idarenin kusuru ile sözleşmenin feshedildiği hallerde, başka işlerle ilgili yatırım yapılamaması ve başka bir işten kazanç elde edilememesi sebepleriyle uğranılan zararlar, mahrum kalınan kar ve şantiye, personel ve malzeme giderlerinden hangileri ödenecektir?