İdareler çalıştırılan kişilerin fiilen çalışmasına ilişkin tazminattan alt yüklenici ile birlikte sorumludur. Ancak, bu sorumluluk davalıların sözleşme süreleri ile sınırlı bulunmaktadır. O halde, işçi haklarını ödeyen idareler yüklenicilere sözleşme süreleriyle sınırlı olacak şekilde ödedikleri tutarları rücu edebilirler.
Hizmet tespit davalarında; asıl işveren konumundaki davalının anılan davada taraf sıfatının (pasif husumet ehliyetinin) bulunduğunun kabulüyle husumetin bu davalıya yöneltilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
Fazla mesai alacağında belediyenin asıl işveren olduğu kabul edilmekle beraber, asıl işveren alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu durumlarda başka uyuşmazlıkların doğmasını önlemek ve gerçeğe uygun sonuca varılabilmesi için alt işverenin de davaya katılması gerekmektedir.
İşveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi ( ihale makamı ) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. Burada önemli olan yön, ""devir"" olgusunun somut olayda gerçekleşmesidir. Bu kapsamda, devirden amaçlanan, yapılmakta olan işin, bölüm ve eklentilerinden tamamen bağımsız bir sonuç elde etmeye yönelik, işi alana bağımsız bir işveren kimliği kazandıracak bir işin devridir.
"Aracı" olarak nitelenen üçüncü kişiler, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, taşeron, tali işveren, alt müteahhit, alt ısmarlanan vb. adlarla anılmaktadır. Aracıdan bahsedilebilmesi için; aracının asıl işverenden bir bölüm iş alması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırması gerekmektedir. Aracı her şeyden önce bir "asıl işveren"in varlığını zorunlu kılmaktadır. Maddede belirtilen koşullardan birisinin dahi yokluğu durumunda aracıdan söz edilemez.
Alt işveren, asıl işverenin işinde veya bu işin bölümünde veyahut eklentilerinde iş alması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırması halinde ortaya çıkar. Yasanın tanımından hareketle, asıl işveren alt işveren ilişkisi için, işyerinde iş sahibinin de işçi çalıştırıyor olması koşulu aranır.
Görülen işlerin birbirinden farklı olduğu alanlarda asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulamaz. Asıl işveren-alt işveren mi, yoksa iş sahibi müteahhit ilişkisi mi olduğu belli şartların ortaya çıkmasına bağlıdır.
İhaleyi alan yüklenici ile idare arasındaki ilişkinin hangi hallerde asıl işveren ve alt işveren olarak kabul edileceğine ve asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığı belli kriterlerle ortaya konulur.
Asıl işverenin alt işverenlerle ilişkisi yasal unsurları taşıyan bir ihale bünyesinde yardımcı iş kapsamında temizlik işinde çalışan bir kişinin husumeti idareye karşı değil, son alt işverene karşı açması gerekmektedir.
İhaleli işlerde çalışan kişiler üzerinde tasarruf yetkisinin idarelerde olduğu hallerde, ihaleyi alan firmaların işverenlik sıfatı ortadan kalkmaktadır. Haksız olarak iş sözleşmesi feshedilen işçilerin işe iade edilmesi, aksi halde 4 aylık ücreti ve diğer hakları tutarında ödeme yapılması gerekmektedir.
İşçilerin alınması, çıkarılması, izinleri vb. uygulamaları idare tarafından yapıldığından dolayı, ihale sözleşmesi muvazaadır, idarenin asıl işveren kabul edilmesi gerekir.
İdareler çalıştırılan kişilerin fiilen çalışmasına ilişkin tazminattan alt yüklenici ile birlikte sorumludur. Ancak, bu sorumluluk davalıların sözleşme süreleri ile sınırlı bulunmaktadır. O halde, işçi haklarını ödeyen idareler yüklenicilere sözleşme süreleriyle sınırlı olacak şekilde ödedikleri tutarları rücu edebilirler.
Hizmet tespit davalarında; asıl işveren konumundaki davalının anılan davada taraf sıfatının (pasif husumet ehliyetinin) bulunduğunun kabulüyle husumetin bu davalıya yöneltilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur.
Fazla mesai alacağında belediyenin asıl işveren olduğu kabul edilmekle beraber, asıl işveren alt işveren ilişkisinin söz konusu olduğu durumlarda başka uyuşmazlıkların doğmasını önlemek ve gerçeğe uygun sonuca varılabilmesi için alt işverenin de davaya katılması gerekmektedir.
İşveren kendisi sigortalı çalıştırmaksızın işi bölerek, ihale suretiyle farklı kişilere vermişse, iş sahibi ( ihale makamı ) Yasanın tanımladığı anlamda asıl işveren olmayacağından, bir alt-üst işveren ilişkisi bulunmayacaktır. Burada önemli olan yön, ""devir"" olgusunun somut olayda gerçekleşmesidir. Bu kapsamda, devirden amaçlanan, yapılmakta olan işin, bölüm ve eklentilerinden tamamen bağımsız bir sonuç elde etmeye yönelik, işi alana bağımsız bir işveren kimliği kazandıracak bir işin devridir.
"Aracı" olarak nitelenen üçüncü kişiler, gerek mevzuatta, gerekse öğreti ve yargı kararlarında; alt işveren, taşeron, tali işveren, alt müteahhit, alt ısmarlanan vb. adlarla anılmaktadır. Aracıdan bahsedilebilmesi için; aracının asıl işverenden bir bölüm iş alması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırması gerekmektedir. Aracı her şeyden önce bir "asıl işveren"in varlığını zorunlu kılmaktadır. Maddede belirtilen koşullardan birisinin dahi yokluğu durumunda aracıdan söz edilemez.
Alt işveren, asıl işverenin işinde veya bu işin bölümünde veyahut eklentilerinde iş alması ve bu işte kendi adına sigortalı çalıştırması halinde ortaya çıkar. Yasanın tanımından hareketle, asıl işveren alt işveren ilişkisi için, işyerinde iş sahibinin de işçi çalıştırıyor olması koşulu aranır.
Görülen işlerin birbirinden farklı olduğu alanlarda asıl işveren-alt işveren ilişkisi kurulamaz. Asıl işveren-alt işveren mi, yoksa iş sahibi müteahhit ilişkisi mi olduğu belli şartların ortaya çıkmasına bağlıdır.
İhaleyi alan yüklenici ile idare arasındaki ilişkinin hangi hallerde asıl işveren ve alt işveren olarak kabul edileceğine ve asıl-alt işveren ilişkisinde ilişkinin muvazaalı veya yasadaki unsurları taşıyıp taşımadığı belli kriterlerle ortaya konulur.
Asıl işverenin alt işverenlerle ilişkisi yasal unsurları taşıyan bir ihale bünyesinde yardımcı iş kapsamında temizlik işinde çalışan bir kişinin husumeti idareye karşı değil, son alt işverene karşı açması gerekmektedir.
İhaleli işlerde çalışan kişiler üzerinde tasarruf yetkisinin idarelerde olduğu hallerde, ihaleyi alan firmaların işverenlik sıfatı ortadan kalkmaktadır. Haksız olarak iş sözleşmesi feshedilen işçilerin işe iade edilmesi, aksi halde 4 aylık ücreti ve diğer hakları tutarında ödeme yapılması gerekmektedir.
İhaleye katılma yeterliğine sahip olmayanların ihaleye alınması ihaleye fesat karıştırma suçunu oluşturabilir.
İşçilerin alınması, çıkarılması, izinleri vb. uygulamaları idare tarafından yapıldığından dolayı, ihale sözleşmesi muvazaadır, idarenin asıl işveren kabul edilmesi gerekir.