Vergi Mükellefiyeti ve Belediyelerde Uygulaması

Mali Yönetim Vergi Uygulamaları
Vergi Mükellefiyeti ve Belediyelerde Uygulaması
Özeti :

Bu yazıda belediyelerin ve bunlara ait veya bağlı iktisadi işletmelerin çeşitli vergi kanunları karşısındaki mükellefiyetleri mevzuat, uygulama ve içtihatlar ışığında analiz edilecektir.

  İhale ve mali konularda DANIŞMANLIK ve EĞİTİM talepleriniz için iletişime geçmek üzere lütfen TIKLAYINIZ

BELEDİYELERİN VERGİSEL MÜKELLEFİYETLERİ (MALİ HUKUK SAYI: 160, TEMMUZ – AĞUSTOS 2012)

 

GİRİŞ

Günümüzde kamu idareleri, merkezi   yönetim ve yerel yönetim kuruluşları şeklinde örgütlenmektedirler.

Bu bağlamda belediyeler, yerinden yönetim kuruluşları olarak bir taraftan beldenin mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılayan birer kamu hizmet birimini teşkil ederken bir taraftan da sahibi veya iştirakçisi bulundukları teşekküller sayesinde iktisadi alanda faaliyet sürdüren işletme sayılmaktadırlar. Belediyeler hem kamu kurumu, hem de iktisadi kamu kuruluşu sıfatları ile duruma göre, Vergi Usul Kanunu açısından vergi mükellefi ve/veya vergi sorumlusu olabilmektedirler. Anayasa’ya göre, halkın mahalli müşterek ihtiyaçlarını karşılamak üzere kurulan belediyeler, tıpkı il özel idareleri gibi bir taraftan kamu hizmetleri üretirken, bir taraftan da iktisadi alanda faaliyetler yürüterek ticari hayata katılmakta, edindikleri gelirlerle hem harcamalarını finanse etmekte, hem de bir takım mülkler edinmektedirler. Bu çerçevede oluşturdukları yerel bütçelerinden harcamalar da yapmaktadırlar. Belediyeler bu faaliyetleri nedeniyle vergi kanunlarına göre mükellef durumuna düşmektedirler. 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 8.maddesine göre, vergi kanunlarına göre kendisine vergi borcu terettüp eden gerçek veya tüzel kişiler vergi mükellefidir.

Belediyeler, ürettikleri kamu hizmetleri dışında, iktisadi alanda da faaliyet sürdürmektedirler. Belediyeler sürdürdükleri iktisadi faaliyetler nedeniyle 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu ile 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununa göre vergi mükellefi sayılmaktadır.

Bu yazıda belediyelerin ve bunlara ait veya bağlı iktisadi işletmelerin çeşitli vergi kanunları karşısındaki mükellefiyetleri mevzuat, uygulama ve içtihatlar ışığında analiz edilecektir.

 

1.BELEDİYELERİN KURUMLAR VERGİSİ MÜKELLEFİYETİ

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu(KVK)’nun 2. maddesine göre, sermaye şirketleri, kooperatifler, iktisadi kamu kuruluşları, dernek ve vakıflara ait iktisadi işletmeler ile iş ortaklıkları kurumlar vergisine tabiidir.

5520 sayılı Kanunda iktisadi kamu kuruluşu; “devlete, özel idarelere, belediyelere ve diğer kamu idarelerine veya kuruluşlarına ait veya bağlı olup, faaliyetleri devamlı bulunan ve sermaye şirketi veya kooperatifler dışında kalan ticari, sınai ve zırai işletmeler” şeklinde tanımlanmıştır. Bu tanıma göre bir birimin kurumlar vergisi mükellefi olabilmesi için;

 - Belediyeye ait veya bağlı olması,

 - Faaliyetinin devamlı olması,

 - Sermaye şirketi ve kooperatif şeklinde kurulmuş olmaması,

 - Ticari, sınai veya zırai işletme olması gerekmektedir.

Ancak verginin konusuna girmekle birlikte belediyelerce yapılan aşağıdaki faaliyetler sosyal ve ekonomik açıdan kurumlar vergisinden muaf tutulmuştur:

*Belediyeler tarafından ilim, fen ve güzel sanatlar ile tarıma ve hayvancılığı öğretmek, yaymak, ıslah ve teşvik etmek maksadıyla işletilen müesseseler (Okullar, okul atölyeleri, konservatuarlar, genel kütüphaneler, tiyatrolar, müzeler, sergiler, numune fidanlıkları, tohum ve hayvan ıslah ve üretme istasyonları, yarış yerleri, kitap, gazete ve mecmua yayınevleri ve emsali müesseseler);

*Belediyeler tarafından genel insan ve hayvan sağlığını korumak ve tedavi etmek amacıyla işletilen müesseseler (Hastane, nekahathane, klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum, çocuk bakımevleri, hayvan hastaneleri ve dispanserleri, veteriner bakteriyoloji, seroloji ve distofajın gibi müesseseler);

*Belediyeler tarafından içtimai maksatlarla işletilen müesseseler (Şefkat, rehin ve yardım sandıkları, fukara aşhaneleri, öğrenci yurtları ve pansiyonları gibi müesseseler);

*Belediyeler tarafından hükümetin veya yetkili idare mercilerin müsaadesi ile açılan mahalli, milli veya milletlerarası mahiyetteki sergiler, fuarlar, panayırlar;

*Belediyelere ait idman ve spor müesseseleri ile sadece idman ve spor faaliyetlerinde bulunan anonim şirketler:

*Yaptıkları iş veya hizmet mukabilinde resim ve haç alan kamu müesseseleri (belediyeler dahil),

*Belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birlikler veya bunlara bağlı müesseseler tarafından işletilen:

-Su, elektrik, havagazı ve soğuk hava deposu işletmeleri,

-Belediye sınırları içindeki yolcu taşıma işletmeleri,

-Mezbahalar (Kesim, taşıma ve muhafaza işlerine münhasır olmak şartıyla).

*Kasaba belediyelerine ait tarım işletmeleri ile bunlar tarafından köylünün umumi ve müşterek ihtiyaçlarını karşılamak maksadıyla işletilen hamam, çamaşırhane ve değirmenler ile bunların bağlı oldukları il sınırları içindeki yolcu taşıma işletmeleri,

*Belediyelere ait olup sadece kamu görevlilerine hizmet veren, kar amacı gütmeyen ve üçüncü kişilere kiralanmayan kreş, konuk evleri ve bunların kantinleri,

Belediyelerin hangi faaliyetinin kurumlar vergisi açısından vergilendirilip vergilendirilmeyeceği teoride bu kadar sarih gözükürken uygulamada sıkıntılar oluşturmaktadır. Bu bağlamda yargı organlarının değişik kararları ve Maliye Bakanlığının düzenleyici yazıları bu ayrımın oluşmasında netlik ortaya koyamamıştır. Ancak şekli ve amacı ne olursa olsun ve hangi suretle yapılırsa yapılsın belediyelerin ticari, sınai ve zirai faaliyetleri muafiyet kapsamına alınmamışsa her halükarda kurumlar vergisine tabi olacaktır.Bu çerçevede aşağıda örnek kabilinden sıralanan belediye faaliyetleri kurumlar vergisine tabi olacaktır(1).

-Taşınmaz Mal Teslimleri,

-Otel, misafirhane ve eğlence amaçlı sosyal tesis işletmeleri,

-Lokal ve büfe işletmeleri,

-Kanunda sayılan amaçlarla kurulan ve hizmet veren hastaneler hariç her türlü hastane ve poliklinikler,

-Ekmek fabrikaları,

-Otopark İşletmeciliği,

-Bilgisayar ve dil kursları,

-Kaplıca işletmeciliği,

-Matbaa işletmeciliği.

5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 70.maddesinde “belediye kendisine verilen görev ve hizmet alanlarından ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre şirket kurabilir” denilmektedir.

Aynı Kanunun 71.maddesinde de “belediye özel gelir ve gideri bulunan hizmetlerini İçişleri Bakanlığının izniyle bütçe içinde işletme kurarak yapabilir” denilmektedir.

Bu hükümlere göre kurulan şirket veya işletmeler belediyeye ait veya bağlı müesseselerdir. Ancak bunların faaliyetlerinin devamlılığı konusu öteden beri tartışma yaratmaktadır. Bu konu 1 seri no.lu Kurumlar Vergisi Genel Tebliği (2) ile açıklanmıştır.

Söz konusu tebliğe göre bir organizasyona bağlı olarak piyasa ekonomisi içinde bedel karşılığı, alım-satım, imalat ve hizmetlerin süreklilik arz edecek şekilde yapılması, bu faaliyetin devamlılığına karine oluşturacaktır.

Devamlılık unsuru, bir hesap dönemi içinde aynı veya ayrı faaliyet alanlarında ticari mahiyet arz eden işlemlerin birden fazlasını ifade etmektedir. Ancak aynı hesap döneminde tek işlem nedeniyle ticari faaliyetin devamlılık unsurunun oluştuğu söylenemezse de, faaliyetin organizasyon gerektirmesi veya amacının ticari olması halinde devamlılık unsurunun varlığı kabul edilir.

Ticari organizasyon; sermaye tahsisi,işyeri açılması,personel istihdamı, ticaret siciline kaydolma unsurlarından birinin veya birkaçının varlığına bağlı olarak belirlenir.

O halde ekonomik faaliyetin, ticari organizasyon gerektirmesi ve yılda birden fazla tekrar ettirilmesi veya her yıl bir defa olmakla birlikte müteakip yıllarda ya da birkaç yıl ara ile yapılmasına karşılık, periyodik olarak tekrar etmesi durumunda devamlılıktan bahsedilecektir.

Bir belediyenin, bir yılda birden fazla veya birkaç yılda periyodik olarak ticari bir organizasyon çerçevesinde yemek,çay,tiyatro,konser,kermes düzenlemesiyle gelir elde etmesi halinde verginin konusuna girdiği kabul edilmektedir.

Yapılan işlemlerin ticari mahiyet arz etmemesi halinde, devamlı bir faaliyetten bahsedilemeyecektir.

Bu noktada belediyelerin sahibi oldukları taşınmaz malları gerçek ve tüzel kişilere kiraya vermeleri de, uygulamada çok sık rastlanılan bir olgudur.

Belediyelere ait taşınmaz malların (dükkan,büfe, çay ocağı vb.) ister gerçek kişilere,yani gelir vergisi mükelleflerine, ister tüzel kişilere, yani kurumlar vergisi mükelleflerine kiraya verilmesi halinde iki durum söz konusudur.

*Kiralama işleminin, sadece taşınmazların kuru mülkiyeti üzerinde gerçekleştirilmesi halinde, olayda iktisadi bir işletme olmadığından kurumlar vergisi tevkifatı yapılmayacaktır. Zira kurumlar vergisi tevkifatı için “iktisadilik” unsuru gerekli olduğundan, salt kuru mülkiyet şeklindeki kiralama “ticari,zirai,sınai ve mesleki” faaliyet kapsamında olmadığından vergi tevkifatı yapılmayacaktır. Kiralama belediyenin asli görevi kapsamında olduğundan kurumlar vergisi için beyanname de verilmeyecektir. Esasen 1 seri no.lu kurumlar vergisi genel tebliğinin 15.3.2.4 ayrımında bu husus teyit edilmiştir.

*Kiralama, iktisadi bir faaliyetin icrasına tahsis edilen ve işletilmeye hazır hale getirilen taşınmaz mallar üzerinde sahip olunan işletme hakkının devrini de içerdiği takdirde, bu tür kiralamaların iktisadi bir nitelik taşıdığı kabul edilmektedir. Bu nedenle belediye tüzel kişiliği adına kurumlar vergisi mükellefiyeti tesis edilmesi gerekir. Ancak, bu durumda da kurumlar vergisi tevkifatı yapılmayacaktır(3). Zira 5520 sayılı Kanunun 15.maddesine göre kurumlar vergisi mükelleflerinden sadece kooperatiflere ait taşınmazların kiraları için tevkifat mecburiyeti bulunmaktadır. Ancak belediyeler kiraya verdikleri iktisadi amaçlı taşınmaz mallarının kira gelirleri için kurumlar vergisi beyannamesi vermek mecburiyetindedirler.

Belediyeler yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda kurumlar vergisinin mükellefi olması halinde 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nda öngörülen bildirimler, defter tasdiki ve tutulması, kayıt nizamına uyulması, beyanname verilmesi gibi şekli ödevleri de yerine getireceklerdir.

Bu çerçevede, her vergilendirme dönemi için 213 sayılı Kanunun 172.maddesi uyaranca bilanço esasına göre defter tasdik ettireceklerdir (vergiden muaf kuruluşlar hariç). Elde edilen kurum kazancı ise ertesi yılın 1-25 Nisan tarihlerinde verilecek kurumlar vergisi beyannamesi ile ilgili vergi dairesine beyan edilecek olup, tahakkuk ettirilen vergi Nisan ayının sonuna kadar defaten ödenecektir.

Beyannamenin süresinde verilmemesi, kazancın tam olarak bildirilmemesi gibi hususlar nedeniyle 213 sayılı Kanunun cezai hükümleri ile cezalandırılacakları da tabii bulunmaktadır.

Diğer taraftan belediyeler bir kısım faaliyetlerini ayrı tüzel kişiliği bulunan belediye iktisadi kuruluşları kanalı ile de yürütmektedirler. Söz gelimi, Ankara Büyükşehir Belediyesi

Halk Ekmek A.Ş., İstanbul Büyükşehir Belediyesi İGDAŞ gibi. Bunlar sermaye şirketi olmaları dolayısıyla, hem 213 sayılı Kanunun, hem de 5520 sayılı Kanunun şekli ve maddi hükümlerine tabi bulunmaktadırlar. Bunların vergisel açıdan herhangi bir ayrıcalıkları bulunmamaktadırlar.

 

2.BELEDİYELERİN KATMA DEĞER VERGİSİ MÜKELLEFİYETİ

3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 1. maddesine göre, ticari, sınai ve zirai faaliyetler çerçevesinde yapılan teslim ve hizmetler bu verginin kapsamındadır.

Söz konusu maddenin 3 numaralı bendinin (g) ayrımında , belediyeler ile bunların teşkil ettikleri birliklere ait veya tabi olan müesseselerin ticari, sınai, zirai veya mesleki teslim ve hizmetlerinin KDV’ye tabi olduğu belirtilmiştir.

Kanunun 2. maddesinde de; su, elektrik, gaz, ısıtma, soğutma ve benzeri şekillerdeki dağıtımlar mal teslimi olarak değerlendirilmiştir.

Türkiye’de birçok belediye düzenledikleri su faturaları içerisinde tesis iştirak payı veya sayaç bakım ücreti adı altına belediye meclisinin her sene belirlediği tutarda para tahsil etmektedir. Bu da bir hizmet sayıldığından vergi matrahına dahil edilmelidir (4).

Bu faaliyetlerin kanunların veya resmi makamların gösterdiği gerek üzerine yapılması, bunları yapanların hukuki statüleri ve kişilikleri vergilendirmeye engel değildir.

Kurumlar vergisinde olduğu gibi KDV’de de verginin konusuna girmekle beraber, kültürel ve sosyal amaçlı bazı teslim ve hizmetler bu vergiden istisna edilmiştir. Söz gelimi;

*Belediyelerle bunların teşkil ettikleri birlikler tarafından, ilim, fen ve güzel sanatları, tarımı yaymak, ıslah ve teşvik etmek amacıyla yapılan teslim ve hizmetler. Bu hükme göre ders kitapları, ders aletleri, harita, eğitim amaçlı slayt gibi teslim ve hizmetler istisna kapsamında olup, sıra, masa, yazı tahtası gibi doğrudan eğitim amaçlı olmayan teslimler vergiye tabidirler (5) .

*Tiyatro, konser salonu, kütüphane, sergi, okuma ve konferans salonları ile spor tesisleri işletmek veya yönetmek suretiyle yapılan teslim ve hizmetler.

*Hastane ve nekahathane, klinik, dispanser, prevantoryum, sanatoryum, kan bankası ve organ nakline mahsus bankalar, anıtlar, botanik ve zooloji bahçeleri, parklar ile veteriner, bakteriyoloji, seroloji ve distofajin laboratuarları gibi kuruluşlar, öğrenci veya yetiştirme yurtları, yaşlı ve sakat bakım ve huzurevleri, parasız fukara aşevleri, düşkün evleri ve yetimhaneleri işletmek veya yönetmek suretiyle yapılan teslim ve hizmetler.

Belediyelerin sahibi oldukları taşınmazları kiraya vermeleri, kurumlar vergisinde olduğu gibi KDV açısından da önem taşımaktadır.

Öyleki, belediyeler zaman zaman asli görevleri gereği, zaman zaman da bunun dışında taşınmaz mal edinmekte ve/ya da bunları kiraya verebilmektedirler.

Belediyelerin veya iktisadi işletmelerinin taşınmaz mallarını veya bu mallar üzerindeki işletme haklarını kiraya vermeleri, farklı vergisel sonuçlar doğurmaktadır. Zira, bir taşınmaz malın sadece kuru(çıplak) mülkiyetinin devredilmesi veya işletme hakkının devredilmesi farklı işlemleri ifade etmektedir.

Şöyleki(6);

-Taşınmazın kuru mülkiyetini belediye kiraya verirse KDV’ye tabi değildir (3065/17-4-d).

-Taşınmazın kuru mülkiyetini iktisadi işletme kiraya verirse KDV’ye tabidir(3065/1- 3-f).

-Taşınmazın işletme hakkını belediye kiraya verirse KDV’ye tabidir (3065-1-3-f).

-Taşınmazın işletme hakkını iktisadi işletme kiraya verirse KDV’ye tabidir(3065/1-   3-f).

Bir kiralamanın kuru mülkiyet kiralaması mı, yoksa işletme hakkı kiralaması mı olup olmadığının ölçütü, kiralanan taşınmazın techizat veya donanım içermesi ve taşınmaza bağlı bir işletme hakkının mevcut olup olmadığıdır.

Bu noktada spor solonu, halı saha ve benzeri mahiyette donanım içeren sosyal tesislerin kiraya verilmesi işletme hakkının kiraya verilmesini ifade etmektedir. Ancak,techizat ve donanım ölçütü tek başına yeterli değildir.Kiralama işlemi ile taşınmaza bağlı bir hakkın (işletme,imtiyaz gibi) da kiraya verilmesi gerekmektedir. Söz gelimi bir okula ait kantin boş dükkan olarak kiraya verildiğinde, ortada bir işletme hakkının devri söz konusu olduğundan, techizat ve donanım ölçütü sağlanmamış olsa bile işletme hakkı kiralaması olarak KDV’nin konusunu teşkil edecektir.

Belediyeler KDV kapsamındaki teslim ve hizmetler nedeniyle hesapladıkları vergiden, daha önce üslendikleri vergileri indirim konusu yapabilmektedirler. Bunun için vergilerin; fatura ve benzeri vesikalar gösterilmesi, kanuni defterlere kaydedilmesi ve vergiyi doğuran olayın vuku bulduğu takvim yılını aşmamak şartıyla ilgili vesikaların kanuni defterlere kaydedildiği vergilendirme döneminde indirim konusu yapılması gerekmektedir.

Ayrıca belediyeler,indirimli orana tabi mal ve hizmetler ( söz gelimi su ve atık su teslimlerinde KDVoranı % 8’dir) nedeniyle tahsil ettikleri vergi, bu teslim ve hizmetler nedeniyle alışlarında üstlendikleri vergiden az olması halinde,indiremedikleri vergiyi, diğer vergi borçlarına,sigorta primi borçlarına veya belediyelerin de yer aldığı kamu kurum ve kuruluşlarına olan borçlarına mahsup edebilecekleri gibi iade olarak da alabileceklerdir(7).

Diğer taraftan KDV mükellefleri(belediyeler dahil), tutulması mecburi defter kayıtlarını, 3065 sayılı Kanunun 54. maddesine göre bu verginin hesaplanmasına ve kontrolüne imkan verecek şekilde düzenlemek zorundadırlar. Bu hükmün bir sonucu olarak,belediyelerin Kurumlar Vergisinden muaf olsalar bile, KDV mükellefiyeti için bilanço esasına göre tutmaları ve bunları notere tasdik ettirmeleri gerekmektedir. Belediyeler, bir ay içindeki hesapladıkları KDV’den, daha önce alışları nedeniyle üstlendikleri KDV’yi indirerek kalan tutarı ertesi ayın 24. günü akşamına kadar ilgili vergi dairesine beyan ederek aynı ayın -26.günü akşamına kadar ödemeleri gerekmektedir.

 

3.BELEDİYELERİN DAMGA VERGİSİ MÜKELLEFİYETİ

488 sayılı Damga Vergisi Kanununa göre, damga vergisinin mükellefleri kağıtları imza edenlerdir. Resmi dairelerle kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların vergisini kişiler öder.

Belediyeler, 488 sayılı Kanunun 8. maddesi ile resmi daire sayıldıklarından damga vergisi mükellefi değildirler.

Ancak resmi daire olan belediyelere bağlı ayrı tüzel kişiliği bulunan iktisadi işletmeler, resmi daire sayılmadıklarından bunlar damga vergisinin mükellefi durumundadırlar.

Ne var ki, belediyelere bağlı olup, ayrı tüzel kişiliği de bulunan İSKİ, ASKİ, gibi su ve kanalizasyon idarelerine 2560 sayılı İSKİ Kanununun 21. maddesiyle damga vergisi muafiyeti getirilmiştir. Bu itibarla bu idareler, resmi daire sayılmamakla birlikte kendi özel kanunları gereğince damga vergisinden muaf tutulmuşlardır.

Su ve kanalizasyon idareleri dışında kalan belediyelere bağlı diğer iktisadi işletmeler (tüzel kişilikleri de olmak koşulu ile) damga vergisi mükellefidirler. Sözgelimi Ankara Büyükşehir Belediyesi Metro A.Ş. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İGDAŞ gibi.

Damga vergisi, bu idarelerce 30 seri numaralı Damga Vergisi Genel Tebliği uyarınca KDV’siz tutarlar üzerinden ödenecektir (8).

 

4.BELEDİYELERİN DİĞER VERGİLERLE İLGİLİ MÜKELLEFİYETLERİ

Belediyeler, kamusal özellik arzeden görevlerini ifa ederlerken mal ve hizmet piyasası ile iç içedirler. Bu iktisadi faaliyetler nedeniyle vergi mevzuatı açısından ya vergi mükellefi, ya vergi sorumlusu ya da ödeyici durumunda olabilmektedirler(9).

Belediyeler, gerek sahibi oldukları mülkler, gerekse elde ettikleri gelir veya harcadıkları paralar nedeniyle aşağıdaki vergilerin konusuna girmekle birlikte söz konusu vergi kanunlarına konulan özel hükümlerle muafiyet veya istisna kapsamına alınmışlardır. Söz konusu vergi kanunlarının adı ile muaflık ve istisna hükmünü içeren ilgili madde numaraları aşağıda gösterilmiştir:     

-1319 sayılı Emlak Vergisi Kanunu (4/b, 14/a),

-7338 sayılı Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu (3/a),

-197 sayılı Motorlu Taşıtlar Vergisi Kanunu (4/a),

-488 sayılı Damga Vergisi Kanunu (3,8),

-492 sayılı Harçlar Kanunu (Belediyelerin görev ve yetkileri ile sınırlı olarak 5393 sayılı Kanunun 84.maddesi),

-4760 sayılı Özel Tüketim Vergisi Kanunu (Münhasıran IV sayılı listedeki malların bedelsiz ithali, 7/5 ).

 

SONUÇ

Belediyelerin vergisel mükellefiyetlerinin tartışıldığı bu makalede;

1)Belediyelerin, gerçek kişi olmadıklarından gelir vergisi mükellefi olmadıkları,

2)Belediyelerin, kurumlar vergisi mükellefi olmamakla birlikte, görevleri kapsamında olmayan iktisadi faaliyetleri nedeniyle veya kendilerine ait veya tabi bulunan iktisadi işletmeleri nedeniyle kurumlar vergisi mükellefi olduğu,

3)Belediyelerin görevlerinin esas itibariyle ticari, sınai ve zirai faaliyet kapsamı dışında olduklarından KDV’nin mükellefi olmadıkları, ancak belediyelerle bunlara ait birlik ve müesseselerin, ticari, sınai, zirai ve mesleki teslim ve hizmetlerinin KDV’nin konusunu oluşturduğu, bu itibarla bunların KDV mükellefi oldukları,

4)Belediyelerin, resmi daire sayılmalarından dolayı damga vergisinden muaf oldukları, ancak belediyelere bağlı olup ayrı tüzel kişiliği bulunan müesseselerin bu verginin mükellefi olduğu,

5) Belediyelerin gerek ilgili vergi kanunları uyarınca, gerekse 5393 sayılı Belediye Kanununun 84. maddesi uyarınca;

a) Emlak vergisinden,

b) Veraset ve intikal vergisinden,

c) Motorlu taşıtlar vergisinden,

d) Görev ve yetkileri ile sınırlı olarak muhtelif harçlardan,

e) Münhasıran IV sayılı listelerde yazılı malların bedelsiz ithalinden dolayı özel tüketim vergisinden,  

Muaf veya müstesna oldukları mevzuat, uygulama, yargısal ve bilimsel içtihatlar ışığında ortaya konulmuş bulunmaktadır.

 

KAYNAKÇA

ARI, Nihat                                 :”Devlete Ait Taşınmazların Kiralanması Sonun Elde Edilen Gelirlerde Vergi Kesintisi”, Mali Kılavuz Dergisi, Sayı:56, Nisan – Haziran, 2012, s.141.

ÇETİN, Rızkullah                      :”Belediyeler KDV İadesi Alabilir mi?”, İller ve Belediyeler Dergisi, Sayı: 768,Nisan,2012.

DOĞANYİĞİT, Sadettin vd.            :Belediye Sorunları Rehberi, Seçkin Yayınevi, Ankara, 2010

GÜNDÜZ, Fatih                              : “Belediyelerin Vergi Kanunları Karşısındaki Durumu”,

E-Yaklaşım Dergisi, Sayı: 51, Ekim, 2007.

KARAOĞLU, İsmail                         :“Kamudaki Taşınmazların ve İşletme Haklarının Kiralanması İşlemlerinin KDV karşısındaki Durumu ve Konuya İlişkin Sayıştay Daire Kararları” Mali Hukuk Dergisi, Sayı:158, Mart – Nisan, 2012, s.28.

ÖZDEMİR, Muharrem                       :“Belediyelerin Taşınmaz Mal Teslimleri ve Diğer Vergisel Yükümlülükler”, www.alomaliye.com.

Erişim Tarihi: 29.08.2005.

TAMKAN, Bayram                            :“Belediyelerin Bazı Vergisel Yükümlülükleri ile Bunların Yerine Getirilmesi”, Güncel Mevzuat Dergisi, Sayı:53, Mayıs,2010.

DİĞER KAYNAKLAR                   : -Sayıştay Kararları.

                                               -Genel Tebliğler.

                                               -Sirkülerler.