Şirket Bölünmelerinin Ekonomik ve Mali Yeterlik Belgeleri Üzerine Etkileri

İhale (Ortak-Diğer) 4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu Genel
Şirket bölünmelerinin ekonomik ve mali yeterlik belgeleri üzerine etkileri
Özeti :

İhalelerde ekonomik ve mali yeterlik belgeleri olarak temelde bilanço ve ciro talep edilmektedir. Şirket bölünmelerinde söz konusu belgelerin ne şekilde sunulacağı tereddüt konusu olmakla birlikte, analizde şirket bölünmeleri ile ihale mevzuatı ilişkisi bu açıdan ele alınacaktır.

  İhale ve mali konularda DANIŞMANLIK ve EĞİTİM talepleriniz için iletişime geçmek üzere lütfen TIKLAYINIZ

Şirket bölünmelerinin ekonomik ve mali yeterlik belgeleri üzerine etkisi

Şirket bölünmeleri şirket birleşmelerine nazaran daha karışık ve özellikle ekonomik ve mali yeterlik belgelerinin nasıl ele alınacağı hususunda daha çok belirsizlik içermektedir.

Şirket bölünmeleri; bir şirketin bir parçasının başka bir şirkete intikali, bir şirketin birden fazla kısma ayrılarak başka şirketlere verilmesi, bir şirketin bir parçasının veya tamamının bölünerek yeni şirket kurulması şeklinde karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada özellikle şirket bölünmelerinde bölünen şirketlerin paylarının ve bölünmenin mahiyetinin iyi analiz edilmesi gerekmektedir.

İş deneyim belgelerinde genel bir yorum olarak şirket bölünmelerinde eğer bir iştigal alanı tamamen başka bir firmaya geçmişse veya yeni bir firma kurularak bölünme yapılmışsa, bu iş deneyim belgesinin tamamen devralan firmaya geçeceğini ifade etmiştik.

Ekonomik ve mali yeterlik belgelerinde ise durum biraz daha farklıdır.

6102 sayılı Kanunun “Birleşme sözleşmesinin içeriği”ni açıklayan 146 ncı maddesi ile “Bölünme sözleşmesinin ve bölünme planının içeriği”ni açıklayan 167 nci maddeleri kıyas edildiği zaman, sözleşmelerin temel düzenlemelerinin ortak olduğu görülmektedir. Ancak, dikkatimizi çeken ve şirket bölünmelerine yönelik olarak getirilen 167 nci maddenin (b) fıkrası hükmü önem arz etmektedir:

“Aktif ve pasif malvarlığı konularının devir amacıyla bölümlere ayrılmasını ve tahsisini; açık tanımlamayla, bu bölümlere ilişkin envanteri; taşınmazları, kıymetli evrakı ve maddi olmayan malvarlığını teker teker gösteren listeyi”

Görüleceği üzere şirket bölünmelerinde, bölünme sözleşmesinde, şirket aktif ve pasifleri bölümlere ayrılmakta ve envanteri çıkarılmaktadır. Her bir bölümün sahip olduğu envanter, taşınmaz, kıymetli evrak, maddi olmayan malvarlığı teker teker gösterilmektedir. Söz konusu bölümlere ayırma işlemi, bölünme neticesinde ortaya çıkan yeni mali tabloları ortaya çıkaracak ve bölünen kısımların mali boyutları belli olacaktır.

Şirket bölünmesi neticesinde, devralan şirket kısmi külli halefiyet yoluyla bölünen şirkete sahip olacağından, bölünme öncesi şirket mali tablolarının bir bütün olarak kullanılabilmesi mümkün gözükmemektedir.

Bu açıklamadan sonra, ekonomik ve mali yeterlik belgelerinin şirket bölünmelerinde nasıl ele alınabileceğini izah edebiliriz.

Banka Referans Mektubu: İsteklilerin ekonomik ve mali yeterliğini ölçmeye yarayan kriterlerden bir tanesi olup, banka referans mektubu isteklinin bankalar nezdindeki kredibilitesini gösterir. İlan tarihinden sonra düzenlenir. Bu noktada, bölünme neticesinde, devralan şirket banka referans mektubunu almışsa zaten herhangi bir sorun olmayacak ve değerlendirmeler rutin devam edecektir.

Ancak, eğer banka referans mektubu alındıktan sonra şirket bölünmesi gerçekleşmişse, bu defa bölünme sözleşmesi de dikkate alınmak şartıyla, söz konusu banka referans mektubunun devralan şirkete geçen bölüme verilmesi halinde, banka referans mektubu ihalede kabul edilecek ve istekli değerlendirme dışı bırakılmayacaktır. Buna karşın, banka referans mektubu bölünmeye konu edilmemiş veya devralan şirkete geçmemiş ise, ilan tarihinden sonra alınan banka referans mektubu devralan şirkete ait olamayacağı için firma değerlendirme dışı bırakılacaktır. O halde, bu noktada bölünmeye konu kısımlar içerisinde banka referans mektubunun yer alıp almadığı önem arz edecektir.

Yeri gelmişken burada şu hususun da altının çizilmesi gerekir: Şirket birleşme ve bölünme sözleşmelerini hazırlayanların 4734 sayılı Kanun hükümlerini de dikkate alarak ifadeler kullanması, 4734 sayılı Kanun sürecini de dikkate alarak gerekli işlemlerin yapılması yerinde olacaktır.

Bilanço ve eşdeğer belgeler: İhale tarihinden önceki yıl veya yıllara ait olacak şekilde sunulan bilanço ve eşdeğer belgeler, şirket bölünmelerinde dikkatle üzerinde durulmalıdır. Devralan şirketin – ister tam bölünme isterse kısmi bölünme olsun – devraldığı bölümün yerine, bölünmeye tabi tutulan şirketin mali tablolarını sunması ve bunun üzerinden yeterlik değerlendirilmesinin yapılması hukuki ve gerçekçi değildir. Çünkü bölünmeye tabi tutulan şirket, devralan şirket değildir ve mali tabloları devralan şirketi yansıtmaz, yansıtamaz. Şirket birleşmelerinde tutarlar toplanabilir, çünkü neticesinde toplam üzerinden yeni bir şirket ortaya çıkmaktadır. Bölünmede ise bölünme sözleşmesi içeriği dikkate alınarak, bölümlerin mali tabloları üzerinden sonuca gidilmesi doğru olacaktır. Yani, ihaleye katılan devralan şirketin önceki yıl mali tablolarını sunması halinde, bölünme sözleşmesine göre bölümün mali tablolarını sunması veya bunların çıkartılması ve buna göre değerlendirme yapılması gerekecektir. Aksi halde hatalı sonuçlara varılacağı gibi, ekonomik ve mali tabloların istenilmesinde göz önünde bulundurulan amaca da ulaşılamayacaktır.

Yukarıda bilanço ve eşdeğer belgeler ile iş hacmine yönelik genel bir değerlendirmeye yer verilmiştir.

Bilanço ve eşdeğer belgeler üzerinden yapılan inceleme, mali tablo kalemlerinin birbirine kıyasından kaynaklı oranlar üzerinden yapılmaktadır. İncelemenin oranlar üzerinden yapılıyor olması, şirket bölünmelerinde, bölünmenin yüzdesi önemli olmadan, önceki döneme ait bilanço ve eşdeğer belgelerin kullanılması sonucunu doğuracaktır. Çünkü oranın yeterli olması, önceki yıl mali tablolarının oransal bölüşümü neticesinde bu yeterliği değiştirmez. Örneğin, Kısa Vadeli Yabancı Kaynak/Cari Oranının bölünme öncesinde 0,80 olması halinde, eğer şirket bölünmüşse, bölünen şirketler bu oranı kendi şirket oranları gibi kullanabileceklerdir. Çünkü oran parasal büyüklükle ilgili değildir. Ancak, şirket bölünmeleri neticesinde, geçmişe yönelik mali tabloların çıkartılması ve her bir bölümün geçmiş mali tablolarının ortaya konulabilmesi halinde, bağımsız olarak her bir bölümün bilanço oran ve kalemlerine bakılabilir. Aksi halde, ifade ettiğimiz üzere, bölünen şirket oranlarının devralan şirket tarafından kullanılması kanaatimizce sorun teşkil etmeyecektir.

İş Hacmine ilişkin belgeler: 6102 sayılı Kanunun 167 nci maddesinde bölünme sözleşmesi içeriğinde açık bir şekilde bölümlerin gelir tablolarının çıkartılmasına yer verilmemektedir. Ancak, devralan şirketin ihalelere katılması halinde, bölünen şirketin net satışlar tutarını bir bütün olarak kullanması mümkün olamayacağı[1] için, iş hacmine yönelik değerlendirmelerde, şirket bölünmelerinde, devralan şirkete geçen bölümün net satışının ortaya konulması gerekir. Ya da, bunun yerine bölümlerin bölünen şirketteki oranı belirlenmek suretiyle de sonuca gidilebilir ki, bu yaklaşım özellikle iş hacmi veya bilançoda daha önceki yıllara daha rahat gidilmesine imkan sağlayacaktır.

Önceki yıl gelir tablosunun ve bilançolarının devralan şirketlere uyarlı olarak çıkartılması mümkünse, bu tablolar üzerinden değerlendirmelerin yapılması, mümkün olmaması halinde ise, mali tabloların doktrinde de kabul edilen yönteme göre pay edilmesi uygun olacaktır. Değerlendirmelerin de buna uyarlı yapılması kanaatimizce gerekir. Yeniden ifade etmek gerekirse, bilanço veya eşdeğer belgelerin incelenmesinde payların önemi bulunmuyorken[2], iş hacminde paylar önemlidir.

Önceki dönem gelir tablosunun bölünen şirketlerin tamamı tarafından ve bir bütün olarak kullanılması mümkün değildir ve bu yeterlik kriterinin özüne de uygun değildir.

İş hacmini gösteren belge olarak gelir tablosunun sunulması halinde yukarıdaki paragrafa göre hareket edilecek olmakla beraber, faturaların sunulması halinde, devralan şirkete geçen bölümle ilgili faturaların bölünme sözleşmesinde yer alması ve buna göre değerlendirmelerin yapılması önem arz edecektir.

Bu noktada, özellikle 6102 sayılı Kanunla 4734 sayılı Kanun arasındaki bağlantıyı yakalamak açısından şu tespiti yapmak da fayda vardır: Şirket bölünme sözleşmelerine veya bu sözleşmelere aykırı olmamak ve ilgili makamlar tarafından onaylanmak şartıyla düzenlenecek ilave sözleşmelere, şirket bölünmelerinde, bölümlerin payının, net satışlarının, mali tablolarının veya bunların yerine geçecek şekilde bölümleri temsil eden bir oranın yazılmasına yönelik düzenlemeler yapılması gerekmektedir.



[1] KİK tarafından alınan 2010/DK.D-181 nolu kararda, ciro değerlerinin bir bütün olarak ve ayrı ayrı bölünmeye taraf şirketler tarafından kullanılacağı ifade edilmektedir. Ancak, bu ifade her açıdan hatalıdır. Bu kararın değiştirilmesi gerekir. Çünkü bölünen şirket öncekinin büyüklüğünde değildir ve artık küçülmüştür. Nasıl olur da hiç bölünmemiş gibi öncekinin ciro değerlerini kullanabilir. Değerlendirmelerimiz, bölünmeye taraf şirketlerin pay oranlarının alınması gerektiği üzerinden yapılmış olup, kanaatimizce de kararın bu yönde değiştirilmesi gerekir.

[2] Bölünen şirketlerin, bölünme tarihinden önceki dönemlerine yönelik kendi bilançolarının çıkartılması halinde paylar ve oranlar önemli olacaktır. Aksi halde, oranın oranla çarpılması neticeyi değiştirmeyecek ve bölünen şirketlerin bilanço oranları kullanılabilecektir.