Sgk ve Vergi Borcu Olup Da Hakediş Ödemelerini Tam Alanların Kullandıkları Yöntemler

İhale (Ortak-Diğer) Hakediş Ödemeleri
SGK ve VERGİ BORCU OLUP DA HAKEDİŞ ÖDEMELERİNİ TAM ALANLARIN KULLANDIKLARI YÖNTEMLER
Özeti :

Kamu kurum ve kuruluşlarına iş yapan ve alacağı olan kimi yüklenicilerin SGK veya Vergi borçları olabilmektedir. Bu borçların hakedişten kesilmesini istemeyen ve hakedişlerin tam olarak ödenmesini isteyen yükleniciler tarafından bazı yöntemler uygulanmaktadır.

  İhale ve mali konularda DANIŞMANLIK ve EĞİTİM talepleriniz için iletişime geçmek üzere lütfen TIKLAYINIZ

SGK ve VERGİ BORCU OLUP DA HAKEDİŞ ÖDEMELERİNİ TAM ALANLARIN KULLANDIKLARI YÖNTEMLER

Kamu kurum ve kuruluşlarına iş yapan yüklenicilere ödeme yapılırken; ihaleli işlerde SGK borcu olup olmadığının sorgulanması ve 2.000 TL’yi aşan bütün ödemelerde de Vergi borcu olup olmadığının araştırılması gerekmektedir. Bu sebeple; ödemeler yapılırken, yüklenicilerin bu kapsamda borçlarının olması halinde, ödemeyi yapan idarelerce sorumlu sıfatıyla borç tutarlarının kesilmesi ve ilgili yerlere gönderilmesi yasalar gereğidir.

Gelir İdaresi Başkanlığı’na ve Sosyal Güvenlik Kurumuna borçları olan yükleniciler, kendilerine hakediş ödemeleri yapılırken, bu borçların kesilmemesi için bazı yöntemler kullanmaktadırlar.

1. Alacağın Temliki: Yükleniciler, kendilerine yapılacak olan hakediş ödemelerini “Alacağın Temliki” yöntemiyle başkalarına aktarmaktadırlar. Söz konusu uygulama bazı hallerde doğrudan mümkünken, bazı hallerde de idarenin iznine tabi tutulmaktadır. Ancak, genel bir kabul olarak, alacak temlik edilirse, hakediş alacağının öncelikle temlik edilene yapılması gerekir şeklinde bir yaklaşım bulunmaktadır. Bu yöntem sıklıkla tercih edilmekle beraber, istenilen sonucu vermeyecektir. Çünkü alacağın temlik edilmesi, bir alacağı kamu borcunun önüne geçirmez. Yani, hakediş ödemeleri yapılırken, öncelikle temlik edilen alacaklar değil, kamu borçları ödenir. Bu sebeple, “Alacağın Temliki” SGK ve Vergi borcu olanların, hakedişlerini tam olarak alabilmeleri için kullanabilecekleri bir yöntem değildir.

2. İşçi Alacak Dilekçeleri: Yükleniciler tarafından kullanılan bir diğer metod ise; yüklenicilerin bünyesinde çalışan (Çalışma işi çoğu hallerde belgelendirmekten uzaktır.) kişilerin alacağı olduğu iddiasıyla ve paraların öncelikle işçilere ödenmesi sebebiyle, hakediş alacağının kamu yerine işçilere verilmesi (dolaylı yöntemle yüklenicilere aktarılması) sağlanmaktadır. Mevzuat düzenlemelerine, İş Kanunu hükümlerine, SGK ve Maliye Bakanlığı Genelgelerine ve en nihayetinde yargı kararlarına bakıldığı zaman işçi alacaklarının her türlü alacaktan önce geldiği görülmektedir. Yani, kıt kaynak varsa öncelikle işçilerin net maaşlarının ödenmesi gerekir. Bu genel kabulden hareketle, kamuya olan borçların ödenmemesi için işçilere borç varmış gibi gösterilmek ve hakedişin bu işçilere ödenmesi sağlanarak, kamu borcunun ödenmesine engel olmak şeklinde bir uygulama bulunmaktadır. Burada gerçekten işçi alacağı olup olmadığının dikkatle araştırılması, işçinin yüklenici ile bağlantısının net olarak ortaya konulması ve SGK kayıtlarının da dikkate alınarak gerekli adımların atılması önemlidir ve bu yönde bir düzenleme yapılmasına da ihtiyaç bulunmaktadır.

3. Sözleşmenin Devri: Yüklenici işi yerine getirdikten sonra, SGK ve Vergi Dairelerine borcu olduğundan dolayı, hakediş alamayacağı için, sözleşmeyi borcu olmayan bir kişiye devretmektedir. Söz konusu devir 4735 sayılı Kanunun 16’ncı maddesine göre yapılmakta ve ihale yetkilisinin izni aranmaktadır. Eğer idare izin verirse, sözleşme devri mezkûr maddedeki şartlar da dikkate alınarak yapılmaktadır. Bu yöntemle, borcu olan firma yerine borçsuz bir firmaya ödeme yapıldığından dolayı, kamu alacağı yine tahsil edilememektedir.

Yukarıda ifade edilenler, şimdilerde en çok tercih edilen yöntemler olmakla beraber, yeni yöntemlerin de ortaya çıkabileceği dikkate alınmalıdır.

Belirtilen yöntemler, verilmiş olan bir hakkın kötüye kullanımı şeklinde olduğundan, kanaatimizce bu yöntemlerin özüne uygun şekilde kullanılmasına yönelik düzenlemelerin yapılması gerekir.

“Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”